Ortadoğu Haber
Dünya'da ve Ortadoğu'da Güncel Haberler

Kürt aydınından ABD Başkanı Donald Trump’a mektup

Kürt aydını Kadir Amaç, ABD Başkanı Donald Trump’a bir mektup gönderdi. Amaç, mektubumda Kürt ve Kürdistan meselesindeki ABD’nin rolüne dikkat çekti.  

Sayın ABD Başkanı Donald Trump,

Mektubuma ‘Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi’ni yazan Thomas Jefferson’un şu sözleriyle başlamak istiyorum: “İnsanlar hükumetten korktuğu zaman zorbalık vardır; hükümet insanlardan korktuğu zaman özgürlük vardır.”

Sayın Başkan, terör ve terörist kavramları, teorik ve içerik olarak siyaset biliminin ve siyaset sosyolojisinin üzerinde tanımlamakta zorlandıkları bir konu olmuştur. Ancak siyaset bilimcilerin önemli bir bölümü; yüz yıl içinde terörizm kavramına getirdikleri tanımın ulus devletlerin politik çıkarlarına uygun, bilimsellikten uzak, makyavelist tanımlar olduğu noktasında hem fikir olmuşlardır.

Sayın Başkan, bu zaviyeden hareketle şunu diyebilir miyiz? Reel olan her şey rasyonel mi? Elbette ki reel olan her olgu rasyoneldir. Çünkü hiçbir olgunun ve şeylerin tümüyle tesadüfü olmadığını felsefe bilimine başvurduğumuzda anlarız.

İkincisi, siyaset konusunu daha doğru anlamamıza yardımcı olan, siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisidir. Mamafih, siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi siyasi olayları “naturalist” tarzda incelemeyi konu edinir.
Çünkü siyaset bilimi ve siyaset sosyolojisi siyasi olaylara ve şeylere asla kızmaz fakat siyasi olayların ve şeylerin nasıl var olduğunu (siyasal ontoloji) anlamaya çalışır. Bu zaviyede birbirleriyle yüzde yüz bağlantılı olan egemenlik, teritoryal, meşruluk ve otorite kavramları siyaset biliminin temel konusu olmuştur

Sayın Başkan! Kökleşmiş “etnik” ve “siyasasl egemenlik” çatışmaları realistlere ne kadar uzaksa sosyal inşacı görüşe göre o kadar da yakındır. Bu her iki farklı görüşün ortak buluştuğu nokta ise, toprakları işgale uğramış ve siyasal egemenliği elinden alınmış bir milletin siyasi temsilcilerinin işgalci devlete “gel seninle barış yapalım, gel seninle kardeş olalım” ifadelerine raslanmadığı gerçeğidir.
Çünkü içi boş, “barış ve kardeşlik” ifadesi yerine, işgalci devleti uluslararası kurumların şahitliği önünde hukuki görüşmeye ve o kurumların şahitliği önünde işgale uğrayan ülkenin işgaline son vermeye davet eder.

Bu anlamda Avrupa, Ortadoğu, Latin Amerika, Balkanlar ve Kafkasların yakın tarihine baktığımızda, hür ve bağımsız milletlerin nasıl ortaya çıktıkları görülecektir.

Sayın Başkan! Bildiğiniz üzere ülkenizde 1965-1968 şehir merkezi ayaklanmaları baş gösterdiğinde, Amerikan medyası ve akademisyenler aniden Amerika’ da şiddeti keşfettiler. Oysa ki eskiden, şiddet ve terörü normal gören akademisyen ve siyasetçilerde sonunda siyahi militan Rap Brown ile aynı zaviyede “şiddet vişne turtası kadar Amerikandır” fikri öne çıkmış oluyordu. Aynı şekilde, Avrupalılar eski Yugoslavya devletinin milletleri 1990’larda birbirlerini acımasızca boğazlarken, kendilerinin de terör ve şiddet masumu olmadıklarını fark edecektiler. Bu anlamda PKK’nin Kürtlerin siyasal egemenliği için Türk devletine karşı yarım asırdır bir savaş yürüttüğünü biliyoruz. Türk devleti bu yarım asır içinde, Kürt savaşçılarına, Kürt siyasetçilerine, ve Kürt yurtseverlerine karşı, yüz yılın en büyük terör ve tedhiş yöntemlerini kullanmaktan imtina etmemiştir. Ayrıca, Kürt milletinin ulusal mücadelesini bastırmak ve onu dünya devletler liginde terörize ederek nötralize etmek istemiştir; ancak bu ırkçı ve yayılmacı amacına ulaşmayı başaramadı.
Oysa ki dünya savaş tarihinde “Cenevre Savaş Sözleşmesi”ne tek uyan Kürt savaşçıların olduğu hakikatini “Birleşmiş Milletler”in bilimsel araştırmalarıyla ortaya çıkarabiliriz.

İkincisi, YPG’ nin Batı Kürdistan topraklarında İslamcı terör örgütlerine karşı nasıl bir savaş yürüttüğünü ve sivillere yönelik tek bir eylem gerçekleştirmediğini, oradaki askeri birlikleriniz ve orada faaliyet yürüten istihbarat birimleriniz bu durumu pekala iyi bilmektedirler.

Sayın Başkan! Amerikan milletinin bağımsızlık ve özgürlük tarihine damgasını vuran “Mayflower Sözleşmesi” ve “Boston Katliamı” Kürt aydını ve Kürt siyaseti için ilham kaynağı olmuştur. Bildiğiniz gibi, “Mayflower Sözleşmesi” Amerikalı kolonilere teritoryal, kendini yönetme ve siyasal egemenlik bilincini ve kültürünü kazandıracaktı. Kolonilerin elde ettikleri bu özyönetim bilinci ve kültürü 13 koloniyi birleştirecek, Amerika ulusunu yaratacak ve bu ulusu bağımsızlığa taşıyacaktı.
Amerika’nın bağımsızlık tarihinden bahsederken, Thomas Paine’nin adını anmamak büyük bir haksızlık olur. Thomas Paine; Amerikalı 13 koloninin, zihin ve gönül dünyasına bağımsızlık fikirlerini pompalayan bir düşünce adamıydı. Thomas Paine, aynı zamanda Samuel, Adams, Thomas Jefferson ve Benjamin Franklin gibi siyasi liderlere bağımsızlık yolunu gösteren bir siyaset bilimcidir.
Sayın Başkan, isimlerini saydığımız bu şahsiyetler Amerika Birleşik Devletleri’nin bağımsızlığına damgasını vuran ve Amerika milletinin gönül atlasında taht kurmuş kahramanlardı. Ancak İngiltere Krallığı Amerikan halkı gibi düşünmüyordu. İngiltere, Amerika’nın bağımsızlığına damgasını vuran savaşçılarınızı, siyasetçilerinizi ve filozoflarınızı hain, kötü ve terörist insanlar olarak gösteriyor ve bağımsızlığınızı gerçekleştiren kahramanlarınızın öldürülmesi için kelle avcılarını parayla ödüllendirmeye davet ediyordu! Sizce de bu nokta ilginç değil mi?
Sayın Başkan, Dışişleri Bakanlığınızın, Avrupa ve Avrasya işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Matthew Palmer, Ankara ziyaretinden hemen sonra Twitter hesabında PKK’ nin üst düzey üç yöneticisini hedef alacağını duyurmuş oluyordu. Yapılan bu duyuru 50 milyon Kürt milletinin gönlüne adeta bir hançer olarak saplanıyordu.

Sayın Başkan, 50 milyon bir halkın hürriyet ve şeref mücadelesini veren Kürt siyasetçilerini, Kürt savaşçılarını, Kürt aydınlarını ve yalınayaklı Kürt milletini terör devleti İran, IŞİD, Hamas, İhvan, Hizbullah, Taliban, Kaide, Nusra ve benzeri terörist örgütleriyle aynı kefeye koymak büyük bir haksızlık olmakla birlikte elmasla cam parçalarını, altınla demir parçalarını birlikte tartmaya benzer. Çünkü, PKK ve YPG kuruluş tarihlerinden bu yana, Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik tek bir uçak kaçırma eylemini, tek bir sabotaj ve tek bir suikast eylemini gerçekleştirmemişti! En önemlisi, tek bir Amerikan askerinin, tek bir Amerikan polisinin ve tek bir Amerikan vatandaşının burnunun kanamasına tevessül etmemişti.

Daha önemlisi, PKK-YPG başta Türkiye olmak üzere, ne dünya’nın ve ne de Avrupa’nın hiç bir ülkesinde ve şehrinde tek bir şiddet eylemine bulaşmamıştır! Çünkü PKK, seküler bir yaşamı benimsiyor ve tüm referanslarını, bilimsel sosyalizme ve demokrasiye dayandırıyordu.

İkincisi, Kürt siyasetçileri, Kürt savaşçıları, Kürt aydını ve Kürt milleti size ve ülkenize düşmanlık yapmıyordu! Aksine Kürtler, Amerika’yı dost bir ülke ve kardeş bir millet olarak görüyordu. Aynı şeyi Türk devleti, Erdoğan ve İslamcı AKP için söylemek mümkün değil. Erdoğan’ın, şahsınıza ve ülkenize karşı yaptığı hakaretlerin ve düşmanlığın envanterini CIA’dan ayrıca dinleyebilirsiniz!

Evet, sayın Başkan; hakikat bu iken Kürt savaşçıları, Kürt siyasetçileri ve Kürt milleti devletinize yönelik tek bir düşmanlık eylemi içinde olmamışken, bakanlığınızın yaptığı bu utanç verici açıklama, devletinizin adalet ülküsüne zarar vermiş ve değerli milletinizi mahçup durumda bırakmıştır. Ayrıca yapılan bu açıklama bütün insanlığı utandırmış ve üzmüştür! Çünkü bakanlığınız, DAİŞ ve diğer cihadist terör örgütlerine karşı, tüm insanlık adına ölüm kalım mücadelesi yürüten Kürt savaşçıların-siyasetçilerin “kelleleri” için 12 milyon dolar ödül koyduğunu ilan ediyordu!
Sayın Başkan, oysa ki 12 Temmuz, Nato Liderler Zirvesi’nde bir gazetecinin zatıalinize; “Kürt savaşçılarını desteklemeye devam edecek misiniz?” sorusuna “Çok iyi savaşçılar. Çok zekiler. harika insanlar, muhteşem bir millet” şeklinde cevap vermiş ve 50 milyon Kürt milletinin gönül dünyasında taht kurmuştunuz ve Kürt milletine olan bu ilginizden dolayı millet olarak size çok güvenmiştik…!

Sayın Başkan! Kürdistan davasının, ahvalî ve hakikatî ortadayken, Kürt savaşçılarına işgalci generallerin diliyle tepki vermek, mütegalip ve istikbar Türk devletinin, sömürgeci ve oryantalist zihin kodlarına göre terör, savaş ve barış kavramlarına anlam yüklemek ve bu yörüngede tartışmak ne kadar bilimsel ve hukuki bir karinedir?

Sayın Başkan, siyaset bilimciler şu eski sözü çok kullanır: “Birinin teröristi başka birinin özgürlük savaşçısıdır” Dolayısıyla şiddet yanlısı her hareketin arkasında dàima güçlü sebepler vardır. Basklar İspanya devletine karşı, Çeçenler Rusya devletine karşı, Filistinliler İsrail devletine karşı, Tamiller Sri Lanka devletine karşı, İrlandalılar İngiltere devletine karşı, Kürtler Türk-Arap-Fars devletlerine karşı siyasal egemenlikleri için mücadele ederken, bu devletler de bu milletlerin özgür olmasını istemez ve bu milletlerin ayrılıkçı mücadelesini terörize ederek bastırmak ister.

Tıpkı ırkçı Türk-Arap-Fars devletlerinin, kadim ülkesine ve milletine yaptıkları gibi. Bu işgalci devletler kendilerine ait olmayan Kürdistan ülkesini İslam kardeşliği adına işgal ediyor, kendi aralarında dört parçaya bölüyor, yalınayaklı halkı en vahşi yöntemlerle katlediyor. Ve sonra bu işgale karşı isyanla karşılık veren, vatanlarını ve siyasal egemenliklerini tekrar geri almak için meşru savunma yöntemleri dışında hiçbir şiddet yöntemine tenezzül etmeyen halkını, siyasetçilerini ve savaşçılarını terörist olarak propaganda ediyor. Birleşik Devletler acaba bu durumu neden anlamak istemiyor? Bu hakikati neden görmek istemiyor? Birleşik Devletler neden 50 milyon bir halkın özgürlük mücadelesine yardımcı olmuyor?

Türk devletinin ele başı cihadist Erdoğan ve işgalçi generalleri Kürdistan ülkesini işgal ediyor, Kürtlerin siyasal egemenliğini elinden alıyor, dilini yasaklıyor, Kürdistan şehirlerini tarihte eşi benzeri görülmemiş yöntemlerle delik deşik ediyor, Kadınlarını alçakça katledip cesetlerini çırılçıplak sokak ortasında teşhir ediyor, Kürt gençlerini vahşiçe katlediyor, cesetlerini zırhlı araçların arkasına bağlayarak yerlerde sürüklüyor, bine yakın Kürt çoçuğuna yaşından fazla kurşun sıkarak katlediyor, siyasetçilerini, milletvekillerini ve belediye başkanlarını esir alıp zindana tıkıyor. Katliam yaptığı bölgelerde “Aşk bodrumda yaşanır canım”, “Aşk Kürdün yatak odasında yaşanır canım”, “Her taraf leşşş kokuyor” diyen Türk güvenlik güçlerine sizin bakanlığınız 12 milyon dolar para ödülünü neden ortaya koymuyor?

Sayın Başkan! Şu hakikati bilmenizi isterim: Türk devleti, Kürt milletine düşman, İslamcı cihadçılara dost bir ülke! T.C, Kürtler, öz vatanlarında özgür ve hür olmasınlar diye en iğrenç propagandalara tevessül etmekten imtina etmiyor! Bu çirkin ve sömürgeci propagandalarla Kürtlerin maneviyatını zayıflatmayı hedefliyor! Ama millet olarak üzülmeyeceğiz, gevşemeyeceğiz, dik duracağız ve zerre miskal kadar şerefimizden taviz vermeyeceğiz. Çünkü, Kürdistan haktır ve mutlaka özgürlüğünü tamamlayacaktır!

Sayın Başkan! Son olarak şunları söylemek istiyorum: Biz yeryüzünün yalınayaklı bırakılan bir milletiyiz! Biz de her millet gibi kendi öz topraklarımızın efendisi olmak istiyoruz! Biz de her millet gibi, anadilimizde eğitim ve öğretim görmek istiyoruz! Biz de her millet gibi, bir bayrak ve bir pasaport sahibi olmak istiyoruz!
Millet olarak bize sorsalar ki; en kötü şey nedir diye, hiç şüphesiz ‘kölelik’ deriz! Kavga ve savaşın da en az kölelik kadar korkunç olduğunu millet olarak çok iyi biliyoruz! Çünkü biz barışsever bir milletiz ve hiç kimseyle savaşmak istemiyoruz! Her şeye rağmen millet olarak düşmanlarımıza tekrar barış elini uzatmak istiyoruz!
Bu konuda başta Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa devletlerinin aramızda arabuluculuk ve hakemlik yapmalarını bekliyoruz. Çünkü başka çaresi yok, Kürtler elli milyona varan bir millet. Kürtleri öldürerek, inkar ederek, zindanlara atarak ve vatanlarından hicrete zorlayarak Kürdistan meselesinin çözüleceğini sananlar, büyük bir gaflet ve büyük bir zillet içine düşmüş olurlar! Ortadoğu’da huzurun, adaletin ve demokrasinin inşası için öncelikle Kürtlerin mutlaka özgürlüklerine kavuşmaları gerekiyor. Bu gerçeği siz de çok iyi biliyorsunuz.

Sayın Başkan! O vakit hemen şurdan başlayabilirsiniz: PKK lideri Abdullah Öcalan’nın avukatlarıyla görüşmelerine ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasına ve barış sürecinin kaldığı yerden devam etmesine arabuluculuk ederek, Ortadoğu’ da tüm hızıyla devam eden şekavet havasını suhulet iklimine dönüştürüp, dünya milletlerinin ve Kürt milletinin hayranlığını kazanabilirsiniz! Bunu gerçekleştirdiğiniz vakit, insanlık ailesi sizi ve devletinizi ayakta alkışlayacaktır.

Saygılarımla…

KADİR AMAÇ  

Kaynak: ARYEN HABER 

Bunları da beğenebilirsin