Ortadoğu Haber
Dünya'da ve Ortadoğu'da Güncel Haberler

Öcalan’dan çağrı! Aradan 2 yıl geçti

PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yaptıkları son görüşmeyi anlatan Mehmet Öcalan, ağabeyinin kendisine “En son gelinecek nokta yine barıştır. Bu sorun öldürmeyle çözülemez. Ölümle çözülseydi 40 yıldan bu yanadır çözülürdü” dediğini belirterek, herkesi tecride karşı harekete geçmeye çağırdı.

Öcalan, 27 Temmuz 2011 tarihinden bu yana avukatlarıyla, 5 Nisan 2015 tarihinden bu yana da İmralı Heyeti ile görüştürülmüyor. 50 Kürt siyasetçi tarafından başlatılan süresiz dönüşümsüz açlık grevi sonucunda 11 Eylül 2016 tarihinde Öcalan’ın kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı Adası’na gitmişti. Yaptıkları son görüşmenin üzerinden 2 yıl geçtiğini ve o tarihten bu yana ağabeyinden tek bir haber bile alamadığını belirten Mehmet Öcalan, tecridin siyasi olduğunu ancak bir taraftan da yaşananların insani olduğunu belirterek herkesi harekete geçmeye çağırdı.

‘HALK ÖCALAN’I MERAK EDİYOR’

Uygulanan tecridin kendileri ile birlikte bir halkı acıttığını söyleyen Öcalan, yasalara göre bir mahkûmun ailesi ve avukatlarıyla görüşebilme hakkı olduğunu dile getirerek, “O yasalar ne ailesi ne de avukatlar için işletilmiyor. 2 yıldan beridir ondan hiçbir haber alamıyoruz. Yaşayıp yaşamadığını bile bilmiyoruz. Umuyorum ki önümüzde ki günlerde İmralı yolu açılır. Kendimiz için istemiyoruz. Bize açılmıyorsa avukatlara ve bağımsız heyetlere de açılsa yeterlidir. Halk onun durumunu merak ediyor” dedi.

ÖCALAN: EN SON GELİNECEK NOKTA YİNE BARIŞTIR

Son görüşmede Abdullah Öcalan’ın genel bir süreç değerlendirmesi yaptığını paylaşan Öcalan, yaptıkları son görüşmeye ilişkin şunları ifade etti: “O zaman açlık grevleri yapılıyordu. Biraz onları konuştu. Sonrada Kürt sorununa yönelik konuşmaya başladı. Bana; ‘Devlet bana imkân verirse, ben ve buradaki arkadaşlarım her şeyi hazırladık.  Bu sorunu 6 ayda çözebiliriz. En son gelinecek nokta yine barıştır.Günde ortalama 10 insan çatışmalarda hayatını kaybediyor. Bu sorun öldürmeyle çözülemez. Ölümle çözülseydi 40 yıldan bu yanadır çözülürdü. Bizim tarafımızdan sorun yok. Sorun devletten kaynaklanıyor’ demişti.”

‘BU DURUM ARTIK TECRİTİ DE AŞTI’

Son görüşmede Abdullah Öcalan’ın sağlık durumunun iyi olduğunu  dile getiren Öcalan, ağabeyinin biraz gergin olduğunu belirterek, “Bana;  ‘Gelmeseydin de olabilirdi. Bir şeyler değişmeyecekse gelsen de olur gelmesen de olur’ dedi. Ben de ben kendi irademle değil, halkın iradesiyle gittiğimi söyledim. Devlet onun barış çağrısına kulak asmıyor. Bu durum artık tecridi de aştı. Bu durumun başka bir örneği dünyada yok. Herkese çağrıda bulunuyorum; Bütün demokratik kurumlar, aydınlar ve tüm insanlar,  tecridin kırılması için harekete geçmelidir. Tecridin kırılması, hem Türkiye için, hem de tüm Ortadoğu için çok faydalı olacaktır” ifadesinde bulundu.

‘ORTADA ÇİRKİN BİR OYUN VAR’

Herkesin tecridin kırılması için demokratik eylemlere başvurması gerektiğini sözlerine ekleyen Öcalan, durumun bu şekilde ilerlemesinin kimsenin faydasına olmadığını aktardı. Tecridin en başta Türkiye’nin zararına olduğunun altını çizen Öcalan, “Hükümet ve devlet biraz vicdanlı olsun. Bu durum her ne kadar siyasi ise, bu işin birde insani tarafı bulunuyor. Bugün harekete geçmezsek yarın çok geç olabilir. Tecridin biran önce kırılması gerekiyor. Uluslararası kurumlara da çağrı da bulunuyorum. Uluslararası kurumlar harekete geçmelidir. CPT’ye çağrıda bulunuyorum. CPT’nin gücü var. Neden gidip görüşmüyorlar. Ortada çirkin bir oyun dönüyor. Bu oyunun bedelini insanlar canlarıyla veriyor” diye ekledi.

‘EKONOMİK KRİZ İMRALI’DA ÇÖZÜLÜR’

“Tecrit devreye konulmasaydı, kan dururdu. Hem Türkiye, hem de Ortadoğu rahatlardı” diyen Öcalan, şuan yaşanan ekonomik krizin de savaştan kaynaklandığını vurguladı. Ekonomik krizin en büyük nedeninin yaşanan savaş olduğunu anlatan Öcalan şöyle devam etti: “Şuan ki ekonomik krizden çıkışın ve barışın yolu İmralı’dan geçiyor. Bugün görüşmeler başlasa bu kriz daha da derinleşmeden durulur. Ekonomik krizin ilacı tecridin kırılmasıdır. Görüşmeler devam etseydi, çatışmalar dururdu. Her iki taraftan da ölümler yaşanmazdı. Ancak devlet barışın gelmesinden korkuyor. Barışın gelmesi o kadar da zor bir şey değildir. Başkan rolünü oynasaydı, şu an böyle bir ortamda yaşıyor olmazdık.”

MA

Bunları da beğenebilirsin