Ortadoğu Haber
Dünya'da ve Ortadoğu'da Güncel Haberler

ÖZEL – ‘Ölümsüzlük Odası’: Laleş, Göbeklitepe ve Babil…

Batmanlı ünlü Kürt sanatçı Ahmet Güneştekin’in 2014 yılında çalışmalarına başladığı ve 2015’te tamamladığı “Ölümsüzlük Odası” eseri, 20-23 Eylül tarihlerinde 13. Contemporary Istanbul’da açık havada sanatseverlerle buluştu.

Güneştekin, bu eserde başta Göbeklitepe ve Ezidi Kürtlerin Laleş’teki mabedleri olmak üzere, Gılgamış Destanı’ndan, Babil tabletlerinden ve Zülkarneyn’den esinlendi. 22 bin parça kuru kafa ve boynuzdan oluşan eser, daha sergilenmeden sanat alanında büyük bir heyecan yarattı.

Güneştekin, talep olursa “Ölümsüzlük Odası”nı Urfa ve Diyarbakır’da da açmak istediklerini söyledi.

NELERDEN ESİNLENDİ?

Güneştekin, Ölümsüzlük Odası eserinin nasıl bir çalışmanın ürünü olduğunu şöyle anlattı:

“Çocukluğum nenemin anlattığı masallarla geçti.  Nenem çok iyi bir masal anlatıcısıydı. Bir kadın dengbejdi. Laleş’i, Nuh Tufanı, Zülkarneyn’i, İskender’i anlatırdı. Bu Zülkarneyn mi, İskender mi tartışmasıyla büyüdük.

2004’te ilk kez Göbeklitepe kazılarına gitmiştim. Gördüğümde dehşete kapıldım. Çünkü çok tanıdık geldi bana. Yuvarlak bir form. Etrafında devasa taşlar. Buranın bir güneş tapınağı olabileceğini, etrafında Tanrı diye gösterilen taşların aslında bence güneşe ibadet eden insanlar olabileceği düşündüm. Tabii zaman içerisinde 2004’te başlayan yolculuk, iyice şekillenmeye başladı.

Daha sonra Ezidilerin yurdu ilk Laleş’e gittiğimde, Laleş’teki tapınak kapısının hemen sağ tarafında bir siyah yılan figürü var. Ölümsüzlük Odası’nda olan yılan figürü diyorlar ona.

Onların inancına göre tufan koptuğunda gemi darbe alıyor ve bütün hayvanlar ürküyor. Sonra birçok kültürde gördüm, yılan figürünün kutsal olduğunu.

İşte o zaman yani 4 yıl önce Ölümsüzlük Odası’nı yapmaya karar verdim. İlk teaser diyebileceğim Ölümsüzlüğe Yolculuk, 2014’te başladık, 2015’te bitti, 2016’da Contemporary Istanbul’da gösterdim. 22 bin boynuz ve kuru kafalardan oluşan 7 metrelik bir enstelasyondur.

3 YILLIK PROGRAMI BELLİ

Macaristan, Dubai, Almanya ve New York’tan talep geldiğini belirten Güneştekin, 3 yıllık programının belli olduğunu söyledi.

Güneştekin, “Sanat bir barış dilidir. Dünyanın her yerinde aynı dili konuşur. Onun dili, rengi, ırkı olmaz. Kimin yaptığına bakılmaz. Sanat öyle güçlü bir bağ kurar ki insanlar bir yapıtın karşısında, ‘Bu yapıt benimdir’ diye bakmaya başlar” dedi.

ÖLÜMSÜZLÜK ODASI’NA YOLCULUK

Güneştekin, Göbeklitepe’de ilk buluntulara ulaşıldığı 2004 yılında düşünce olarak geliştirmeye başladığı enstalasyon son bir yılda aralıksız devam eden bir çalışmayla tamamlandığını söyledi.

Ayrıca Göbeklitepe’deki kazılarda ortaya çıkan buluntuların gösterdiği anlam dünyası, yapısal ve biçimsel özellikleri sanatçının enstalasyonda düşüncelerini şekillendiren öğeleri oluşturuyor.

Güneştekin, Göbeklitepe’de buz çağının sonlarında yaşayan arkaik insanların monolitler üzerinde anlattığı şeyin, farklı kültürlerde farklı biçimlerde ortaya çıkan Nuh’un gemisinde tufan hikayesi olduğunu söylüyor.

EZİDİ KÜRTLERİN KUTSALI: LALEŞ

İstanbul’da sergilediği Ölümsüzlük Odası eserinde İslam dininin kutsal kitabı Kur’an’ın Kehf Suresi’nde geçen Zülkarneyn ile Ezidi Kürtlerin Laleş’teki kutsal tapınakları karşılaştıran Güneştekin, Zülkarneyn’in yolculuğunda karşılaştığı ve şaşırtıcı bulduğu bu toplum ile Ezidiler arasında benzerliklerden söz edilebileceğini düşünüyor.

Bir oda biçiminde kurguladığı Ölümsüzlük Odası Ezidi Kürtlerin Laleş’teki kutsal tapınaklarının girişindeki röltefye yer alan yılanı temsil eden bir figürle açılıyor. Ezidilerin düşünce dünyasında ölümsüzlüğü temsil eden bu yılan, diğer hayvanlar kaçarken Nuh’un gemisini yok olmaktan kurtaran kutsal bir figür. Göbeklitepe’de hayvan figürlerinin yoğun olarak kullanıldığı rölyeflerde Nuh’un gemisinin anımsatan hayvanlar panteonunda en çok kullanılan ise yılan figürüdür.

“KÜRT KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKIYOR”

Kürt kamuoyunda Deno olarak bilinen tiyatro oyuncusu Deniz Özer, Ahmet Güneştekin ve çalışmalarıyla ile ilgili şunları söyledi:

“Ahmet Güneştekin Türkiye’de ve dünyada tanımış bir Kürt sanatçısıdır. Yaptığı eserler dünyada biliniyor. Eserlerine çok kıymet veriyorum. Kendisini yakından tanıyorum. İnsani tarafı da çok iyidir. Sanat çalışmalarında onun üzerine kimseyi tanımıyorum. Ezidilerin Laleş’teki kutsal tapınaklarını İstanbul’da sergilemesi Güneştekin’in Kürtlük simgesinin göstergesi olduğunu düşünüyorum. Yani burada Kürt kültürüne ve sanatına sahip çıktığını gösteriyor”.